Yazının başlığı aslında çok net. Sonuna nokta koysam, öylece bıraksam; iq'su 2 basamaklı olmayan herkes ne demek istediğimi anlardı, ki anladı da.
Zaman geçtikçe insanların birbirilerine olan tahammülleri azalıyor ve bu bağlamda da delirme eşikleri kesinlikle aşağı çekiliyor. Sokağa çıktığımda, meydanlarda 'insanlar' görmüyorum artık; 'delirmiş insanlar' görüyorum. Buna hiç kimse istisna teşkil etmiyor: Ben de, ne bileyim Colin Farrell de. Delirdikçe de ipsiz sapsız, davranışlar göstermeye başlıyoruz. Söylediğimiz çoğu şeyin aslı astarı olmadığı gibi, yaptıklarımızın mantıklı çıkarımlara dayandığı falan da yok. Bu sağlaması olmayan hallerimizin özgüveni de nereden geliyor, en çok merak ettiğim konu. Hayır, yarın öbür gün çok fena sikecek biri, haberimiz yok; biz hala aşnadayız fişnedeyiz. Hayırlı işler diliyorum herkese, ne diyeyim..Yazının başlığından da anlaşılacağı üzre, bir insan modeli üzerinde duracağım. Yeni çağın sürpriz atları bu insanlar. Gerilerden gelerek arayı açan bir güruh ve tehlikeliler de. Aman diyeyim son kulvardan hızlarını alamayıp, tribünleri sikmesinler. Bu yazıyı yazmama elbette neden olan bir tecrübeye sahibim, bu nedenle önce kendi hikayemi bi özetle anlatmamda fayda var. Önleri çabuk alınsın, hadleri tez bildirilsin.
Bekarlığımın tadını çıkarıyorum şu sıralar..(ay hasssiktir oradan ya! Ölüyorum yalnızlıktan, bok sürdürmeyeceğim diye kendime kurduğum cümleyi sikeyim) Hayatımda sabit bir kişi olmadığı için, flörtleştiğim adamlar oluyor, sağda solda yeni yeni adamlarla tanışıyorum, görüşüyorum falan. Hayat olağan akışında yani.. Bir tatsızlık yok şu sıra. Yine geçenlerde bir adam tanıdım; kendisi önceden beğendiğim ve bakışlarıyla amımı dümdüz eden bir beyefendiydi(!) Nihayet tanıştık ve onu tanıma şerefine nail oldum. Bir arkadaşım vasıtasıyla bir araya geldik, işleri doğal bir akışa uydurmak için planladığımız şey: Evvela toplu şekilde güzel bir yemek yemek -Türkçesi: Bu esnada birbirimizi için "Gideri var mı?" sorusuna yanıt aramak- , sonrasında ise gidip müzik dinleyip, içki içerken sohbet etmek -Türkçesi: Gideri varsa, ufak tefek yakınlaşmalarla aradaki çekimi tartmak-tı. Neyse hiçbir şey planladığımız gibi gitmedi. Yemek yediğimiz yerde, yemeklerin lezzetine bok atmaktan pek fazla bir şey konuşamadık, içki içmek için gittiğimiz yerde de müziğin kafa siken cinsten olması nedeniyle yine hiçbir şey paylaşamadık. Elimde olan şeylere bakılırsa, adamı gelecek için değerlendirmek için hiçbir yeterli veriye sahip değildim. Onca olumsuz elektriğe rağmen, hala içimde bir tanıma isteği barındırıyordum. Baktım ki olacak gibi değil, onun da içinde bulunduğu arkadaş grubuma daha rahat, gürültüsüz ve konforlu bir ortamda sohbet edebilme imkanını elde edeceğimizden ötürü bize gitmeyi teklif ettim. Teklif, muhalefet şerhsiz kabul edildi! İçkiler, mezeler, sigaralar alındı; evimdeydik.
Buraya kadar her şey normal. Hatta gecenin sonuna kadar da her şey çok normal şekilde gitti. Söyleyebileceğim tek pürüz: Benim çok hareketli bir yapıya sahip olmam dolayısıyla çok fazla konuşmayı sevmem ve konuşmama karşılık, benim ilgisini çekmek üzere açtığım konulara hiçbir şekilde olumlu reaksiyonlar vermemesiydi. Aslına bakarsanız, büyük bir pürüzdü bu. Ve ben buna rağmen hala onu tanıma isteğini içimde barındırıyordum.
Sabaha karşı artık herkes enerjisi tükendiğinden yatış pozisyonlarını aldı. Herkese yatacağı yeri gösterdim. "Biz de senle ikimiz yatarız, olur mu?" dedim, "Benim için sorun yok." dedi. Benim için de hiçbir sorun yoktu. O gece her zamanki gibi çok içmeme rağmen, onunla sevişme isteğim falan yoktu. -Morphe, alkol sınırını aştıııı!- Erkeklerde tam olarak nasıl olur bu durum bilemiyorum ama, kadınlar bileceklerdir bunu: Bir kadın evden "Sevişeceğim bu gece!" diye çıkıyorsa, o gece başı kopsa da sevişir, amı da kopsa sevişir. Önünde kimse duramaz yani o kadının. Dolayısı ile bunun mefhum-u muhalifinden çıkan sonuç da: "Kadının o gece sevişesi yoksa amını yarsan da, sevişmez." Dolayısı ile bu sevişme durumlarının alınan alkolle birinci dereceden ilişkisi bu söylediğimle kesiliyor. Yani, kadının bir kere sevişme iradesi kafasında olmalı ve bundan evvela kafasında da bu sevişmeye saik oluşturması gerekir. Durum böyledir.
Neyse benim mevzuya dönelim. Biz yattık benimkiyle; sevişme isteğim yok dediysem, oynaşma isteğim de yok demek değil canım: Liseli gibi öpüştük sadece zaaaa xD -Namuslu bir anıma denk gelmiş, yazık olmuş adama.- Evet söylediğim gibi sadece uzun olmayan bir öpüşmeyle kapadık geceyi. Sonrasında bütün öküzlüğümle: "Uyuycam ben." dediğimi hatırlıyorum. Uyuduk, sabah oldu, uyandık. Evde herkes kalktıktan sonra klasik sabah sohbetleri yapıldı, kahvaltı ettik. Sonra yolunda gereken yolcular yavaş yavaş evi terk ettiler, bu da onlardan biriydi. Giderken, güzel bir gece geçirdiğimizi; eğlendiğimizi düşünerekten numaramı alacağını umuyordum. "En azından benden numaramı, herkes içinde almaya çekinse- Largelığımızdan götümüze gül takıp gezecez, bunun için de çekiniliyo mu yok artık dese de içim- yakın olduğum arkadaşlarımdan ister." diyerek bakın hala adama bir şans daha veriyorum. Umduğum olmadı, numaramı almadı. Bu tarz meselelerde, taktik işleri yürütmem ben. O adamı, o geceden sonra görmek istiyorsam şayet "Numaramı almadı benim :( , onu bir daha göremeyecek miyim?" tarzı vesveselerin kalemi bir kadın değilimdir. Hayat meselesi haline getirmediğimi beni tanıyan herkes bilir şu 'aramalı mıyım?/aramamalı mıyım?' mevzularını.
Nitekim numarasını, alabileceğim arkadaşımdan ben istedim ve onu arayarak, görüşmeye devam etmek istediğimi; bir önceki geceden, olumsuzluklar olsa bile, keyif aldığımı belirttim.Aldığım yanıt şöyle başlıyordu. "Evet tabii ben de gayet keyif aldım, görüşürüz görüşmesine DE...." bundan sonra söylediği cümlelerin hiçbirini dinlemedim telefonda, zira birlikte 24saate yakın bir zaman geçirmiştik ve ben kafamdaki onca negatifliğe rağmen, insanların sürekli 'her şeyi kısadan kesip atıyorsun, bir dene; şans ver insanlara' eleştrilerine kulak asarak yaptığım şeylere bak, gördüğüm muameleye bak. Çok olumlu başlayan bir cümle, ona yakışmayacak şekilde olumsuz şekilde bitiyorsa şayet; benim için hiçbir değeri yoktur. Çünkü "istemiyorum' demenin medeni şeklidir, yeteri kadar cüreti olmayan öğeler içerir. Peki ne yaptım? Çok acil bir durum olduğunu, onu daha sonra uygun bir zamanımda arayacağımı söyleyerek telefonu kapadım. Onun için haddinden fazla mesai harcamıştım zira. Telefonu kapadığım gibi söylediğim cümle şu oldu:
"Şu amınakodumunun barzosuna bak sen ya, siksen anlayacağım da sikmeden de mi giriliyor artık bu triplere ya!"Daha sonra kendisinle birkaç kez karşılaştık, tavırlarını son derece rahatsız edici buldum. Tempra misali geziyordu etrafta, hayır komik yani.
Hakikatten de bu ve buna benzer insanlar hakkında düşündüğüm tek şey bu. Hayır, zaten sikse bile bu tarz kendini bilmez tavırlara giren insanlara ayrı kılım bilen biliyor, şimdi bunun yaptığına psikoloji tanım üretemiyor! Siktiğinde, 'alacağını aldı, amacı zaten oydu' şeklinde çıkarımlar yaparak bir sonuca ulaşabiliyoruz da, hayır abi neydi yani bu? Lütfen Allah'ını seven üzerime açıklama atsın rica edicem ya.
Sonradan görme olan insanın hali gerçekten bir başka oluyor. Ve dikkat edin genelde bu tarz insanlar -kadın erkek farketmez- cinsel manada çoğu şeyi sonradan görenler oluyor. Racon bilmez, insan silsilesi sizi ya. 2 am sana tav oldu diye, nedir yani bu ego? Zaten üzerinde taşıdığın o emanet özgüveni ben ve bana benzer bikaç kadından almışsın, yine bana mı satıyorsun?
Ya siz kadınlar, bi amınız var diye köle ettiğiniz onca erkeğin sağ ellerinin fazla sürtünmeden işlev kaybına neden olacağını sanıyorduysanız, yanılıyorsunuz. Murat Menteş'in dediği gibi: "Sinemaya gittiğimizde önümüzdeki koltuğa zürafa boyunlu, fil kafalı birinin oturma ihtimali 6'da 1" ise; insan olarak hareket ettiğimiz zamanlarda, karşımıza bir insan çıkması ihtimali 1.000.000'da 1 falan.
Hayır bir de işin garibi, insanüstü egoya sahip olan genelde insanlarla girdiğim ilişkilerde 'ben' oluyorum. Fakat hiçbir zaman ne olduğumu unutmuyorum, ya da bunu küstahlığa dökmüyorum. Bi Alex değilim yani.. Hiçkimse, kimseden sırf o ondan hoşlanıyor diye hoşlanmak zorunda olmadığı gibi, hissedilen hisler de birbirine denk düşmek zorunda değil. Bunları idrak edebilmiş bir insanken, siz hala nasıl oluyor da biri size karşı olan ilgisini belli etti diye kendinizi bir Monica Belluci, bir Johnny Depp edasıyla sokaklara salıyorsunuz? Anlamıyorum. Bahsettiğim şey tam olarak güzellik, yakışıklılık meselesi de değil. Bir bütün olarak insanlara ne vaat edebiliyorsunuz? Vaat ettiklerinizin ne kadarını verebileceksiniz? Ne kadar etkileyebileceksiniz? Kültür seviyenize bu kadar mı inanıyorsunuz? Güvendiğiniz zekanız mıdır? Sizi bulunmaz yapan şey nedir? Nedir abi nedir ya?
Birileri sizi tez zamanda sikmeli, ya da o gördüğünüz rüyadan acilen uyandırmalı. Çünkü zamanında birisi size dünyanın en yakışıklı/güzel, en seksi, en karşı konulmaz insanı olduğunuzu söylemiş ve siz de zavallı gibi buna inanmışsınız. Evet, inanmışsınız. Yazık ya.






,
,